7 Mayıs 2008 Çarşamba

TEŞEKKÜR,ALKIŞ,ÖZÜR


Bugün buraya bir yazı yazmak için açtığımda aklımda yazmaya değecek bir konu yoktu.Ama bu günün bişeyler yayınlamadan da geçmesini istemiyordum. Dolayısyla bende bugünkü yazımın teşekkür,alkış ve özür yazısı olmasına karar verdim.
Öncelikle benim fikrimi almamış da olsa benim gibi birini hayata getirdiği için anneme alkış istiyorum. Babama katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Bu dünyaya gelme savaşında zaferi kazanırken arkamda bıraktığım küçük kuyruklu kardeşlerimden çok özür diliyorum.
Yakın akrabamız Fatma yengemin, unutkan olduğu için kafasında öğlen yapacağı yemeği tasarlayıp sonra namaza durduğunda niyet ettim niyet eyledim öğlen yemeğini diyerek namaza başlama haline büyük alkış istiyorum. Benimle bu anısını paylaşıp güldürdüğü içi teşekkür ediyorum.Burada herkesle bu anıyı paylaştığım için ondan özür diliyorum.

Eşime her sabah saati 6 ya kurup erken kalkmak ümidiyle uyuduğu fakat asla uyanamadığı ve beni uykumdan ettiği ve de sonundada beni neden uyandırmıyosun diyerek çıkıştığı için alkış istiyorum lütfen. Ama benim erken kalkmama ve dolayısıyla zinde bir gün geçirmeme sebep olduğu için sonsuz teşekkür ediyorum. Burda bu onbir yıldır yaşadığım onu uyandırma işkencesini paylaştığım için ondan özür diliyorum ama artık tak etmişti ne yapabilirim.

Dişini tırnağına takarak bizler için çalışan değerli çalışanlarımıza sonsuz teşekkürler.Mağazadan sadece ürün sormak için içeri giripte elleri kolları dolu çıkarttıkları her müşteri için kocaman alkış lütfen hepsine.
Eşimin, ekstrelerdeki tüm harcamaların bana ait olmasına rağmen yazan 'ödemelerinizden dolayı teşekkür ederiz sn.murat ayhan' yazısından sonra harcayan ben değilim ama teşekkürrü alan benim şeklindeki espirili yaklaşımına kocaman alkış lütfen. Ödediği faturalar için sonsuz teşekkürler. Tüm bunlarla faturaları gördüğünde yüzleştiği içinse koca bir özür.

Arka balkonumun altında oynadıkları topu koridoruma kadar atmayı başaran ve bunu gol sayan mahallemizin sevgili çocuklarına en büyük alkışı istiyorum. Onların bu haline ancak bir yıl dayanabilip tüm konuşmalarıma rağmen devam eden bu hal karşısında artık toplarını toplayıp vermediğim için özür diliyorum. O kaliteli futbol toplarını rüyalarında bile göremeyecek çocukları sevindirme şansını bana verdikleri içinse sonsuz teşekkürler hepsine.

Burger King'in bahçesinde oturduğu sandalyenin arka iki ayağı boşluğa gelip geri takla atarak düşen bana koca bir alkış lütfen. Bunun birtek benim başıma gelmediğini gösteren geçen gün aynı yerde aynı şekilde düşen bayana da sonsuz teşekkürler. Başıma gelmesine rağmen ona çok güldüğüm içinse çok özür dilerim. Takma kafana iki güne kalmaz sende birini görür tek senin başına gelmediğinden dolayı gülersin:))))

1 Mayıs 2008 Perşembe

SİYAH BEYAZ



Siyah ve beyaz birbirine zıt bir o kadar da birbiriyle bağdaşmış iki renk.Öyle ki bütünleşmesinde ortaya çıkan hallerin varlığı ve birbirine muhtaçlıkları bu zıtlığı tamamen örtmekte bana göre.Zıt iki renk olarak kaydetmişizdir beynimize ama aynı kavramlar için kullanırız daima her iki rengi de.Ölüm mesela siyah kalanın kullandığı renktir matem için beyaz ise gidenin sarındığı renk toprağa girmek için.Beyazlar içinde gittiği yerin adı kara topraktır ardından ağlayanınsa hüzün yaşlarını sildiği mendilin rengi beyaz.Sonra gri mesela.Beni de birçokları gibi kasvete sürüklemesine rağmen ruhumdan eksiltmediğim yaratıcılığımı tetikleyen renk olan gri siyah ve beyazın karışımı değil mi?Peki aydınlığı simgeleyen beyaz,karanlığı simgeleyen siyahken bunları zıt hallerine çevirmek için siyahın beyaza beyazın siyaha ihtiyacı yok mu?Beyaz iyiliğin içinde küçücükte olsa siyah kötülük yok mu yada her siyah kötülüğün içinde küçükte olsa beyaz bir iyilik.Nede güzel bir ırk çıkar siyah anneyle beyaz babanın birleşiminden öyle değil mi?Masamızın üzerine örttüğümüz siyah masa örtüsünü neden en canlı renk olan fıstık yeşili yada cart pembe renkli tabaklar değil de bembeyaz tabaklar tamamlar en uyumlu haliyle?Siyah kazak en çok beyaz tenliye yakışmaz mı sizce de? Hele birde bu beyaz tenlinin kulak hizasında simsiyah saçları varsa değmeyin güzelliğine.Tüm bunların tek bir açıklaması var zıt kavramlar birbirini çekerde ondan demeyin sakın bana!Bunu derseniz bana eğer cevabım şu olur size:Kandırmış siyah ve beyaz sizi hem de çok iyi kandırmış.Siz zıtlıklarını kabullenmiş derin bir mahmurluğa dalmışken onlar gizliden gizliye öylesine bütünleştiler ki farkında olmasanız da biri olmadan diğeri hep eksik.......

30 Nisan 2008 Çarşamba

ASANSÖR
Kapanmakta olan kapıya son anda uzattığı,pantalonunun büyük bir kısmının kapatmış olduğu yüksek topuklu ayakkabısıyla engel oldu Aslı.Tüm misafirperverliğiyle açılan asansör kapısından hızla içeri girdi ve derin bir nefes eşliğinde oh çok şükür dedi kendi kendine.Saniyelerin bile onun için önemi vardı çünkü.Çok uzun zamandır beklediği bu iş görüşmesine gece boyunca süren heyecanından kaynaklanan uykusuzluğu nedeniyle neredeyse geç kalmak üzereydi.Hızla asansörün düğmelerine uzandı eli ve çıkacağı katın düğmesine bastı.Hareket eden asansörün içinde heyecanlı bir şekilde mırıldanarak bir yandan iş görüşmesinin başarılı geçmesi için dua ediyor diğer yandanda kendini sakinleştirmeye çalışıyordu.Kapıya arkasını dönmüştü.O esnada gözü aynaya ilişti ve kendini son bir kez kontrol etmek istercesine incelemeye başladı.Bir yandan aynaya bakarken bir yandan da acaba bu makyaj iş görüşmesi için fazlamı diye düşündü.Tam o esnada bir ses bence oldukça yeterli dedi.Aslı birden irkildi.O kadar heyecanlı ve stresliydiki asansörün durduğunu ve içeriye birisinin geldiğini farketmemişti bile.Belli etmeyen bakışlarla sesin sahibini süzmeye başladı aynadan.Oldukça şık giyimli,uzun boylu,biraz kilolu denilebilecek fakat hayli çekici görünüşlü bir bey gördü .Ayrıntılarla çok fazla ilgilenen Aslı'nın adamın uyumlu giyimi dikkatini çekti.Ayakkabısından çantasına hatta kol düğmelerine kadar her ayrıntıyı saniyenin altında bakışlarla gözlemlemiş seçimine ve uyumuna hayran kalmıştı.
Bu esnada şaşkınlığını gözlemlediği aslıya küçük ama yanağındaki gamzeleri gizlemeyen bir gülümsemeyle günaydın dedi adam.
Günaydın diye cevap verdi Aslı bir yandan adamın bu hallerine şaşarken diğer yandan hayran kalır bir halle.
Aslı yeniden stresli ve gergin haline geri dönmüştü.Asansörün hızla yukarı kata çıkmasını beklerken içeride çalan ruhu rahatlatan müziğe farkında olmadan ayağını yere vurarak eşlik ediyordu.Tam o esnada asansörün ışıkları bir anlıkta olsa yanıp söndü.Aslı hemen gözlerini yukarıya çevirdi ve ışığa bakarak hayır lütfen herhangi bir aksilik olmasın lütfen diye düşündü sanki olacakları sezmiş gibi.Yine onu aynı ses kendine getirdi.
_Telaşlanmayın ara sıra yapar bunu bir sorun olduğunu sanmıyorum demişti adam.
Aslı o an bir kez daha sesli düşündüğünü farketmiş ve çok utanmıştı.Derken büyük bir gürültüyle asansör birden durdu.Aslı'nın telaşının yerini artık korku almaya başlamıştı.Yüreği hızla çarpıyor aklından binbir düşünce geçiyordu.Bir yandan iş görüşmesini kaçıracak olmanın verdiği sıkıntılı hal yüreğini şıkıştırırken diğer yandan kapalı bir alanda üstelikte hiç tanımadığı bir adamla kalakalmışlığın verdiği hal boğazını sıkmaya başlamıştı.Tüm bu sıkıntıları yaşarken üzerinde tatlı bir hafifleme hissetti Aslı.Gözlerini açtığında bayılmış olduğunu farketti.Tam yere düşmek üzereyken gözleri karanlığa alışmış olan adam yere düşmesin diye onu tutmuş sakince yere yatırmıştı.Gözlerini açar açmaz Aslı adamın gözleriyle karşı karşıya gelmişti.Allahım nasıl gözler bunlar diye geçirdi birden aklından sonra irkildi ve gözlerini kaçırarak ne kadar komiğim şu başıma gelene bak birde düşündüklerime diye geçirdi aklından.Sonrasındaysa Allahım ben bugün hayran olduğum bu adama daha ne kadar rezil olucam diye düşündü.Oysa bu Aslı'nın düşüncesiydi adam onun bu doğal paniğini ve heycanlı hallerini oldukça sempatik bulmuştu.Aslı'nın gözü birden yerede duran fenere ilişti.Adam sanki Aslı'nın gözlerini takip ediyordu onun bakışının hemen ardından
_Depremden kalan bir alışkanlık o günden beri cebimde küçükte olsa bir fener taşırım dedi.Aslı'nın aklına birden iş görüşmesi geldi ve hızla ayaa fırlayarak kapıyı yumruklamaya başladı:
_Çıkarın bizi buradannnnn....
Adam:Lütfen sakin olun hanfendi.İsmim Cenk emin olun bizi burdan en kısa zamanda kurtarıcaklardır,bu binanın güvenilir bir sistemi vardır dedi.
Tüm stresli ve panikli haliyle cevap verdi Aslı:
_Memnun oldun beyfendi bende Aslı.Peki şimdi bana söylermisiniz bu nedenlemi burda çaresizce tıkılı kaldık.Tekrar kapıyı yumruklayarak bağırmaya başladı:
_Çıkarın bizi burdannnn....
Cenk:Bakın aslı hanım bu şekilde bir yere varamazsınız.Siz baygınken ben zaten gerekli kişileri aradım emin olun bizi en kısa zamanda burdan çıkarıcaklardır.
Aslı:Peki beyfendi madem bu kadar yetkilisiniz şirketin genel müdürünede rica edinde beni geç kaldığım iş görüşmesine aldırsın.
Cenk:Alt tarafı bir iş aslı hanım bir şekilde halledilir.Ama bakın şu kendinize yaptığınıza nasıl gergin ve üzgünsünüz.Size az önceki baygınlığıızı hatırlatırım.
Aslı:Benim için önemli Cenk bey.Benim için inanın gerçekten önemli.Bu iş benim canımı borçlu olduğum kişiye olan borcumu ödeyebilmem için bir fırsattı.
Cenk:Peki aslı hanım önce sakin olun ve bana bu işin sizin için gereklilğini anlatın lütfen.
Aslı:Bundan size niye bahsediyimki sizi tanımam etmem.
Cenk:Benim amacım sizi konuşma yoluyla biraz olsun rahatlatmaya çalışmaktı.
Aslı:Peki özür dilerim çok gergin ve endişeliyim bu nedenle sanırım biraz kırıcı oluyorum.
Cenk:Peki şimdi bahsedecekmisiniz.
Aslı uzun uzun anlatır.İşi neden istediğini.İyi bir okuldan iyi bir dereceyle mezun olmuştur Aslı.Fakat seçtiği bölüm olan inşahat mühendisliğinde genellikle erkek çalışanlar tercih edildiği için onun önünü bu durum tıkamış tüm başvuruları cevapsız kalmıştır.Taki bu iş görüşmesine kadar.Tüm bu konuşmalar sürerken birden asansör hareket etmeye başlar.
Aslı:ohhhh.Çok üşükür kurtulduk.
Cenk:Dememişmiydim size.Boş yere bu kadar panik yaptınız bu kadar.
asansör inecekleri katta durdu.her ikiside asansörden indi.Aslı heyecanla görüşmesi olan müdürün sekreterine koşarken birden aklına geldi ve seslendi.
_Cenk bey herşey için teşekkür ederim lütfen kabalığımı bağışlayın.
Cenk:Rica ederim ne yaptın ki...
Aslı hızla görüşmesi olan sekretere yöneldi.Olan biteni anlatmaya başlamıştıki görüşme saati asansörde kaybettiği zamandan daha öncesinde kaçmıştı zaten büyük bir talihsizlikle annesi aldığı notla ona saati yanlış iletmişti.orda öğrendi bunu.Artık yapacak bişey kalmamıştı.Çaresizlik ve büyük bir kırgınlıkla yeniden asansöre yöneldi.az önceki heyecanlı halinin yerini alan kırgınlıkla bu kez inmek için dokundu asansörün düğmesine ve bu kez pantolonunun bir kısmını kapattığı parlak açılmış deriden olan siyah ayakkabısının burnu engel oldu Cenk bey'in ardındansa eli uzandı.Aslı hanım ben şirketin genel müdürüyüm ve uzun sohbetimizden çıkarttığım sonuçla işi hakettiğinizi düşünüyorum iş sizin der...
(Bu yazı yaratıcı yazarlık kursumdaki ilk ödevim. Mekan yansıtılması konusunda başarılı bulundu.Bunun dışında okurken önce neden böyle olsunki soruları belirtten hemen sonraki cümledeyse demek bunun içinmiş dedirten anlar olduğu söylendi.Bence tahmin edilebilir bir konusu vardı ama yazarken hocamızın verdiği uymak zorunda oduğumuz kısıtlamalar vardı.Sizlerle paylaşmak istedim umarım beğenirsiniz yorumlarınızı bekliyorum)

27 Nisan 2008 Pazar

Taraklı-Gölpazarı










Şirin ilçelerimizden

Tam onbir yıldır giderim Gölpazarına.Gölpazarı şirin,küçük bir kasabadır.Anadolu insanının arılığını taşır halkı yüreğinde,misafirperver ve üretken halkı marmara insanının görgü,kültür ve eğitimine sahiptir.Kendine has gelenek ve göreneklerine sıkı sıkıya bağlanmış yaşamlarında asla yeniliklerdende uzak kalmamış kendilerini en büyük iller çerçevesinde yetiştirmiş muhteşem insanlardır.Kiraz diyarıdır gölpazarımız kiraz festivallerinin se tadına doyulmaz en az kirazları kadar.yıllar boyunca halkı ipekböcekçiliğiyle uğraşmış şimdilerdeyse oldukça az bu durum daha çok tarıma ağırlık vermiş halkı.anlatmayla bitmeyecek birçok güzel yanı daha var fakat ben beni üzen bir şeyden bahsetmek istiyorum Gölpazarıyla ilgili.Gölpazarı hariç Bileciğin tüm ilçeleri doğal yapılarını koruyabiliyorlar.Korumak için bütçeler bulunuyor Avrupa birliği projeleri ile kaynak sağlıyorlar.Tamamlanmayan yollardaki mıcırlar nedeniyle meydana gelen can kayıplı kazalar,kaldırımların yok edilmesi ve daraltıymasıyla birlikte insanların yolda risk içinde yürümesi ve ağaç katliamı.Son gidişimde beni üzen hadiselerdi gölpazarı anektodumda.
Bunun dışında herzamanki istikametimizin aksine Taraklı yolu üzerinden gitmememiz yıllardır merak ettiğim ama görme fırsatı bulamadığım taraklı evlerini görme şansı verdi bana.Yanımda ne yazık ki fotograf makinem yoktu o esnada bu nedenle cep telefonumun fotograf çekme özelliğinden faydalandım bu güzellikleri kafamda ölümsüzleştirmek için çok net olmasalarda sizlerle paylaşmak istiyorum .Ben muhteşem huzur buldum o evlerin görüntülerinde sonsuz dinlendirici bir hal vardı güzellikleriyse keza...Eminim sizlerde beğeniceksiniz yolunuz düşmesede siz düşürün derim Taraklı ya çok yakınınızdaki turizm kasabasını yabancı turistlerden önce keşfetmek gerekli bence...

CERRAH


Uzun zamandır yapmamıştım erkeksi bir edayla rakı kadehimi masanın üzerine koyup derin düşüncelere dalmayı arada bir yudum almayı ve akabinde kendimi yeni bir yanımı farketmeyi.Bu kez şunu farkettim bu keşfediliş yolculuğunda:Kendi kendimin cerrahı olmuşum yılların bana getirdikleriyle.Cerrah diyorum çünkü farkettimki ben ruhumu ameliyat edebiliyordum.Acı veren işlevini yitiren bölümlere kangren olmasına ve heryanı sarmasına izin vermeden vuruyordum neşteri.Çalışmayan bir kısım mı var yenileye biliyorum o kısmı tıpkı kalp kapakçığını yenilemesi gibi en usta kalp cerrahlarının.Sonra bir baktım hayata dönmüşüm en başından.Şaşıyorum kendime ve yapabildiklerime.Kimi zaman farkettiğim fazlalıklar mı var ruhumda beni yoran;hani yirmilik dişi gibi apandisit gibi olsada olur olmasada cinsinden.Aldırmıyorum can acısına narkozsuz hemen oracıkta söküp alıyorum ellerimle sonrada bir kenara fırlatıyorum.Birde üstüne üstlük güzelce efkar dağıtıyorum bu can acısının üzerine elime belki senede üç yada beş kez aldığım rakı kadehimi bir sağa birde sola sallayarak:
'Amannnn bee hipokrat yemini etmedim ya acemiden cerrah böle can yaka yaka tedavi ediyomuş demek'diyerek.Sonra aklıma eksilen yanlarım geliyor.Ben istemeden benden koparılanlar,söküp alınanlar.İçim buruluyor birden.Hani o az önce rest çekerek hayata salladığım kadehim varya işte ondan en ustaca içişimle bir yudum almanın zamanı geliyor.Ne yapmalıyım derken protezde buluyorum çözümü.'tutmaz gerçeğinin yerini ya varsın olsun be diyorum hiç yoktan iyidir'.Ama sonrasında bir gördümki ben acemisinden en usta cerrah olmuşum,öylede güzel becermişimki bu işi günler geçip giderken özümdende öz olmuş o protezler.Sonrasında bir dez avantajını farkediyorum o yarı ayık kafamla bu halimin.Hani en acemisindende olsa cerrahız ta.Bakmıyorum öle küçük yaralara.Geçen gün mesela:özenle seçilmiş bir sözün yarası vardı ruhumda.Önemsemedim,açıkçası kibirli bir halde sergilemedim değil kabul; benim işim değil bu dedim al ecza dolabından bir yara merhemi sür iki güne kalmaz geçer .Ama öyle olmadı işte.O kibir dediğim ama aslında yaralayana olan zaafımın bu yarayı görmeme engel olan ruh hali yaranın büyük cerrahi operasyon gerektiren cerahatli bir hal almasına sebep olmuştu.Eeeeh olduda ne oldu yada kime ne oldu beee?Yarayı önemsemeyen ben,büyümesine sebep olan ben,bu yaranın acısını çeken ben,tedavi edecek olan yine ben.Pardon unutmuşum tüm bunların içinde birde yaralayan olmalı değilmi....
Hadi bakalım güzelim yine iş başa düştü.Artık ayılıncamı yaparsın yoksa bu yarı ayık kafaylamı bilmem ama kökünden kazınacak bir yara var seni bekleyen.....

7 Nisan 2008 Pazartesi

Birde Benim Gözümle Bak


Bu resimden görür görmez adeta büyülendim.Çünkü bu resimde iki kediden çok öte şeyler gördüm ben her bakışımda.İki ayrı kişinin,iki ayrı cinsiyetin ,en zıttın dan iki rengin birbirine yasladığı vücutlarından aldığı gücün ve kenetlenmiş beyinlerin eşliğinde yürünen yolun simgesiydi adeta bu resim benim görüşümle.Daima biri bir diğerinden şefkat beklemez mi tüm sevgilerde yada daima bir kedinin soğuk kış günü sobanın arkasındaki minderde uyurken duyduğu huzuru duymaz mıyız sevdiğimizin yanında.Yok mudur herkesin ilişkisinde nankör bir yanı kedi benciliğinde yada kim karşı koyabilir ki bir kedi gibi yumuşakça okşanarak kedi mırıltısı kıvamında sesler eşliğinde biraz huzurlu biraz hazlı ve dinginlik veren sevilmelere.Hadi şimdi bak tekrar o resme ama bu kez benim gözümle....