30 Mayıs 2008 Cuma

ACIMASIZ HAYAT

Hiçbirimiz kendi hayatımızı seçerek yaşayamıyoruz.Eğer böyle bir şansımız olsaydı kimse sonunda ölüm olan bir hayatı seçmezdi.Ama doğum gibi ölümde hayatın bir gerçeği.
Kendimizin seçemediği hayatı bir basamak olarak kullanıp bunu kendi hayatımız haline getirebiliyorsak işte o an gerçek doğumudur insanın.
Üzücü bir haber aldım bugün ardındanda biraz daha umutlandıran bir hal o üzüntülü haberin içinden çıkan.Biri altı diğeri bir yaşında iki çocuk sahibi kısa süredir tanıdığım arkadaşım Esma göğüs kanseri olmuştu.Tüm maddi olanaklar kullanılmış İstanbul'da adı geçince orda olduysa tamamdır denilen bir hastanede ameliyat olmuş,göğüsleri alınmaktan kurtulmuş sadece kistler alınmak suretiyle bu illetten uzaklaştırılmış.Bu üzücü haberin içinde biraz daha oh dedirten bir haberdi.

Dedim ya hayatımızı bizlerler seçemiyoruz.Benim kısa sürede tanıdığım Esma çok güçlü bir kadın.İşte gücünü hayata geçirme zamanı.Nasıl adaletsiz bir hayattır bu bilemiyorum.İsyan etmek geliyor içimden rabbimin korkusu ve inancı olmasa.Bu adil olmayan sınav tıpkı ölümüne bir dövüş gibi ya ölecek ya öldürüceksin.Ya kabullenip hastalığa yenilecek yada zaferini ilan ediceksin.
Bilmiyorum belki saçma sapan şeyler yazdım.Belkide çok anlamlı cümleler.Şu an bunun kıyaslamasını yapabilecek durumda değil ne beynim ne yüreğim.Bildiğim ve emin olduğum tek şey var:
ZAFER ZAMANI ESMA.....

Hadi Duy Sesimi


İsmini suyun üzerinde duran çiçekten almış,has abhaza kızıyken gelini olmuş.Kısa zamandır tanıyorum onu ama ilk tanıdığım günlerde olmayan bir hüzünün var bu son birkaç aydır yüzünde.Belki hırçın çocukları sebep buna,belki çok sevdiği ama diyolog kuramadığı eşi yada kendi kişiliğinin dışa vurumunu yadırgayan heyy orda dur bakalım diyen yaşam biçimin.Bana göre büyük ama yerlisi olduğundan onun için küçük olan şehirde sokakta yürürken bile dörtduvar arasında gibi.Bunun farkında değil.Aslında farkında olduğunu sanıyor boğuluyor ama gerçek anlamda farkında değil.Çünkü eminimki oda benim gibi farkettiği an nefes almak isteyecek ve bir balyozla kırıcak önündeki ilk duvarı.O duvar bir sonrakini ,bir sonraki bir diğerini derken nefes alıcak tüm yıkıntıların oluşturduğu toz bulutlarının arasında,belki çok toz yutucak oda benim gibi hatta tamamen nefesiz kalacak gözünden yaşlar süzülecek can çekişecek ama feraha çıktığında nefesalacak ahhhhh bir farkedebilip çabalasa...

Öylesine kabullenmiş ve içine kapanmışki aylardır doğru düzgün yüzünü bile göremedim.Yapma nolursun bunu kendine.Senin için o kadar çok şans sunmuşki hayat .Kaç sefer senin adını felaketle adlandırdığın bana göreyse yeni başlangıçlar olan sunuşlarda bulunmuş hayat sana.Senki 19 Ağustosta enkazdan günlerce sonra çıkansın,senki yanan arabanın içinde tesadüfen olmayan ve yine senki o dörtyolda yaptığın büyük kazada hurda arabadan sağsalim çıkansın.Anla artık sen bu hayatta yaşamalısın deniyor sana artık bul varlığının nedenini ve başla üretmeye dolayısıyla da nefes alarak yaşamaya ve ne olur üzme artık yüzündeki hüzünle seni sevenleri...

29 Mayıs 2008 Perşembe

Keşkelerle Dolu

Elvedayla süslenmiş yarının dünündeyim
Keşkelerle dolu sonbaharın demindeyim
Kimbilir belki doğmamış melekler rolündeyim
Keşkelerle dolu sonbaharın demindeyim
Bilinmez yolların özleminde tam önündeyim

Şimdilerde özlemimde yaşattığım bir kalem var
Kadere ağlayan birde beyaz kağıt
Yaşanılan bu yaşlılıkta gizli dramatik ağıt
Kelimelerse yargılanan hüzünlü bir sanık
Karanlık ortasında yazdığım iki kelimem kabus oldu
Aydınlık menzilinde mutluluk doğdu
Bir çift sözle aranılan huzur vardı
Kör bir gözle kayboldu lakin o göz yaşla doldu
Ömrümün yıkık sokaklarında bulduğumdur şimdi her kelam

Bu sefer dönüşümdür aldığım bir kılıç
Bin kılıç bile yetmezki cesareti yenmeye
Mezara kimse gelmez gömmeye
Lakin emanettir beden gölgeye
Şarkılara vurdum kendimi
Durgun sularda yorgun bekçi
Ezgilerle bağdaşır ruh halim
Bugünde bitti sağasalim
Yarın çıkarmı belli değil
Kaderin yönündeyim hayatımın en zor rolündeyim
Ama biliyorum bu bir oyun değil

27 Mayıs 2008 Salı

BABAMA

Hani gözünü kırpar kafanla hadi yürü gidiyoruz işareti yapardın ya dün gibi gözümün önünde.En sevdiğim çikolatayı alırdın bana ayaklarımıza kara sular inceye kadar dolaşır sonrada Hoşgör' de alırdık soluğu.Kışsa salebimizi içer yazsa dondurmamızı yerdik.Aramızda sanki onca yaş yoktu da iki iyi arkadaş oluverirdik o gezmelerde.Hatta bir seferinde var mısın artık İzmit'i gezmeyelim bundan sonra planlayıp görmediğin yerleri gezelim demiştin.İlk soluğu Topkapı sarayında almıştık.Bilirdin benim yaşımın küçük olmasına rağmen nelere ilgi duyduğumu.Derken Yerebatan Sarayı,Sultan Ahmet, Mısır Çarşısı,Çamlıca derken adalar,Uludağ , Ankara v.s....Çanakkale’ye bensiz gitmiştin. Hiç unutmam hala içimdedir o el sallayarak seni uğurlamam.Sen benim bu hayatta hayran olduğum erkektin. Sonraları biraz daha büyümeye bakış açım değişmeye başladı. Derken bağımsız gezmeler ve ardından gelen biraz korumacı, biraz kıskançlık dolu tepkiler başladı ve de sürtüşmeler. Daha da büyüdüğümdeyse o taptığım adamı eleştiri bir hale gelmiş ve tam anlamıyla olmasa da hayatımdan çıkartmıştım. Sonra hayatıma senin bildiğin onayladığın bir erkek girdi.Elimi tuttuğunda bile sanki karşıdan gelecekmiş bizi görecekmişsin gibi bir kokuyla yaşadım uzun bir süre. Bir zaman sonra tadını çıkarmaya başladım bir erkekle özgürce caddelerde dolaşabilmenin. Hatta belki çok haince ama içimden hadi kızsana ,bak işte biriyleyim, eleleyim diye sana diş bile biliyordum.En çok ne zaman utanmıştım biliyor musun? Beni 16 yaşımda elimden tutup bara götürdüğünde.Yol boyunca tanıdık bir arkadaşıma denk gelmemek için dualar etmiştim.O zaman bana yaptığın açıklama şimdi benim için öylesine önemli ki .Keşke herkes o zaman kızdığım sen gibi doğru şekilde yetiştirse evladını.Bana “ben seni bu tarz yerlere göndermeyeceğim ama merak etmeni de istemiyorum burası böyle bir yer gör diye getirdim” demiştin.Ne kadar doğru bir yaklaşımmış.Anlayamıyor insan,affet o zamanki bağırıp çağırmalarımı.Fazla katı büyüttün şimdi hak verebiliyorum ama o dönemlerde anlamamış olmamın anlayışını bekliyorum senden.Canım babam benim bugün hastalandığında ellerimle sana yemeğini yedirirken geldi bunlar gözümün önüne bir bir.Yarın sabahta uyanır uyanmaz yanına geleceğim.Kahvaltını ben ellerimle yedireceğim sana.Sen beni yıllarca omzunda taşıdın.Şimdi taşıma sırası bende .İyi ki varsın canım babam seni eleştiriyor olmamın tek nedeni sana çok benziyor olmam sabret benimde yakındır eleştiri almam....

OĞULLARIMA

Canlarım sizler şu an sürekli bir büyüme ve değişim içindesiniz.Bizim çocuklarımız olsanızda bizden aldığınız özellikler dışında farklı özelliklere sahipsiniz.Çünkü sizlerde birer bireysiniz.Sizi daima tanımaya ve anlamaya çalışıyorum.
Biz sizleri her zaman koruyup kolllayacağız.Ama kendi kendinize bıraktığımız zamanlarda olacaktır bizi suçlamayın.Bu sizin davranışlarınızın sonuçlarını görmeniz ve belkide deneme yanılma yoluyla öğrenmenizi sağlıyacaktır.
Hayat engeller ve mücadelelerle dolu.Daima istekli,kararlı,ve mücadeleci olun.Pes etmeyi kendinize adet edinmeyin.Amacınıza ulaşmak için çaba sarfedin ve asla ulaşmadan vazgeçmeyin.
Doğrularınıza,kararlarınıza,yeteneklerinize ve isteklerinize sahip çıkın.Çünkü bunlar sizlere ait en önemli değerlerdir.
Şunu unutmayın yapacağınız herşeyde imkanlarımız doğrultusunda gerek maddi gerekse manevi olarak yanınızda olacağız.Ama asla yapacağınız her şeyi bize güvenerek yapmayın.Çünkü bilmelisinizki biz sonuna kadar arkanızda olsakta bazı şeylerin sonuçları size aittir.Gerek mutluluğu gerekse üzüntüsü.Dedim ya bizler sizinle paylaşmak için varız.Ama sizlerde bireysiniz ve hayatınız size ait. Hayatınızla ilgili kararlarınızda uzun uzun düşünün,irdeleyin ve öyle karar verin.Sizlerin kendiniz için en doğruyu bulabileceğinize yürekten inancım var.
Engellere aldırmayın.Onlar her insanın hayatlarında atlaktıkları birer başarı sınavıdır.
Küçük yanılgılara büyük suçmuş gibi bakmayın,kendinize daima yanılma payı bırakın.
Kimseye haksızlık etmeyin.Kimsenin hakkı sizde kalmasın.
Hiçbir zaman aceleci olmayın.Ama her şeyi uzun zamanlara da bırakmayın.Zaman herşeyin ilacı değildir:Sadece bazı acıları hafifletir.
Sorunlarınızı bizimle paylaşın.Bizler sizin destekçiniziz.Ağzımızdan çıkacak her cümle sizin iyi olmanız için söylenecektir.Buna belki itiraz edicek vede tepki vereceksiniz ama biz sizin sadece iyi olmanızı isteriz.Her ikinizide çok seviyorum canlarım sizin gibi evlatları bana verdiği için allaha sonsuz teşekkürler.Rabbime,vatana,millete,bizlere en önemliside kendinize hayırlı bireyler olmanız tek temennim....

25 Mayıs 2008 Pazar

YASAk!!!!


Ahhh teyzem ahhh.Nasılda güzel tüttürüyorsun şu meneti.Uzun gezmelerin ardından
yoruldum şöyle bir kendime geliyim diyerek oturup bir yerlerde içtiğimiz sigaramızın yasağını anladımda sokaktaki kısmı ne?Çıkmazki şimdi bir barda içilen içkinin tadı sigarasız.Yada tıka basa karnımızı bir restaurantta doyurduktan sonra finali yapmak için yaktığımız sigaramız artık yasakken yenilen yemeğin tadı eskisi kadar güzel olmazki.Yinede çok şükür arkadaşlar kabul günlerimizin adı geçmiyor yasaklı yerler arasında....
***** ***** ***** *****
19 Mayıs itibariyle yasak başladı.Ben şahit olmasamda yakınlarımdan uyarı alanları duydum.Hala kapalı ortamlarda içebilenlerdenim.Yaptığım yanlış bunu biliyorum.Hatta söylenmeyede hakkım yok.Nasıl ki ben içmeyenlerin hakkını zamanında gasp ettiysem ve onlar anlayış gösterdiyse şimdi aynı anlayışa sahip olmam gerekir.Tamam buraya kadar herşey doğru güzel.Peki sadece bumu gaspedilen hakları ülkemdeki vatandaşın.
Yavaş yavaş oturtturulması gereken bir sistemi tepeden inme oturtmaya çalışmak tepeden inme bir yerlere oturanlar için çokta yadırganacak bir hal değil.Burda bana düşen herzamanki gibi susup uygulamak.Önüne geleni yiyen tavuk misali.Hiç bir sözümüz gıdaklamakdan ileriye gidemedi ki zaten..... Eeee teşbihte hata olmaz derler!

24 Mayıs 2008 Cumartesi

Kahvedir Keyif Veren Hüzündür Hapsedilen




Kahve tirkaleri iyi bilir.Kayveye tadını veren özü dibine çöker içerken.En güzel kısmıdır bence telvesi.Hatta her içişimde şöyle bir dilimin ucuyla alırım içim zevkine son noktayı koymak istercesine.Fazlada bitirmemek gerekir yoksa kapanan fal çıkmaz bilirim.Kahve telvesi gibi içime çöken bir hüznüm var.Hani dedim ya işin özü odur aslında tad veren kısmı,ama fena çöktü mendebur nedensiz yere bu kez.Ters çevirdim kapadımbende fincanı.Biraz dağalsın başka kısımlara,hem severim çıkan şekilleri incelemeyi hemde nefesimi daraltıyo bu dibe oturmuş hal nefesim daralıyor kurtulmak istedim.İçmemişim kahvemi meğersem sonuna kadar.Zamansız kapatıp bir ters çeviriş olmuş.Üzerime döküldü telveyi sulandıran yudumlamayı unuttduğum hali.Çok severdim oysaki beyaz elbisemi.Zaten bişeyleri hiç bilemedim bunun cezası belkide bu.Ya adam gibi içmeyi öğrenmeliydim kahveyi yada öğrenemediysem ters çevirip telveyle uğraşmak neyime birde üstüne üstlük kapadım fincanı.Hadi bunları geçtim neyime benim beyaz elbisemle kahve içmek heee neyime.Hem tiryaki oldum diyorum seviyorum ben kahve içmeyi diyorum hem de adam gibi içmeden kahveyi piç ediyorum.Çokta suçum yok belkide, korkuttular yıllarca içme kara kız olursun diye.E büyüdük aklımız ermeye başladı hatta içmeye başladık ama işlemiş beyne bir kere kulakta çınlamadan olmuyor.Kolay değil tabularını aşması insanın.Ne alaka demeyin şimdi bana kahvenin tabusumu olur.Olurrr olurr.Kahve keyfindeki teşbihe benden sürrealist bir yaklaşımla oda olur.....