27 Mayıs 2008 Salı

BABAMA

Hani gözünü kırpar kafanla hadi yürü gidiyoruz işareti yapardın ya dün gibi gözümün önünde.En sevdiğim çikolatayı alırdın bana ayaklarımıza kara sular inceye kadar dolaşır sonrada Hoşgör' de alırdık soluğu.Kışsa salebimizi içer yazsa dondurmamızı yerdik.Aramızda sanki onca yaş yoktu da iki iyi arkadaş oluverirdik o gezmelerde.Hatta bir seferinde var mısın artık İzmit'i gezmeyelim bundan sonra planlayıp görmediğin yerleri gezelim demiştin.İlk soluğu Topkapı sarayında almıştık.Bilirdin benim yaşımın küçük olmasına rağmen nelere ilgi duyduğumu.Derken Yerebatan Sarayı,Sultan Ahmet, Mısır Çarşısı,Çamlıca derken adalar,Uludağ , Ankara v.s....Çanakkale’ye bensiz gitmiştin. Hiç unutmam hala içimdedir o el sallayarak seni uğurlamam.Sen benim bu hayatta hayran olduğum erkektin. Sonraları biraz daha büyümeye bakış açım değişmeye başladı. Derken bağımsız gezmeler ve ardından gelen biraz korumacı, biraz kıskançlık dolu tepkiler başladı ve de sürtüşmeler. Daha da büyüdüğümdeyse o taptığım adamı eleştiri bir hale gelmiş ve tam anlamıyla olmasa da hayatımdan çıkartmıştım. Sonra hayatıma senin bildiğin onayladığın bir erkek girdi.Elimi tuttuğunda bile sanki karşıdan gelecekmiş bizi görecekmişsin gibi bir kokuyla yaşadım uzun bir süre. Bir zaman sonra tadını çıkarmaya başladım bir erkekle özgürce caddelerde dolaşabilmenin. Hatta belki çok haince ama içimden hadi kızsana ,bak işte biriyleyim, eleleyim diye sana diş bile biliyordum.En çok ne zaman utanmıştım biliyor musun? Beni 16 yaşımda elimden tutup bara götürdüğünde.Yol boyunca tanıdık bir arkadaşıma denk gelmemek için dualar etmiştim.O zaman bana yaptığın açıklama şimdi benim için öylesine önemli ki .Keşke herkes o zaman kızdığım sen gibi doğru şekilde yetiştirse evladını.Bana “ben seni bu tarz yerlere göndermeyeceğim ama merak etmeni de istemiyorum burası böyle bir yer gör diye getirdim” demiştin.Ne kadar doğru bir yaklaşımmış.Anlayamıyor insan,affet o zamanki bağırıp çağırmalarımı.Fazla katı büyüttün şimdi hak verebiliyorum ama o dönemlerde anlamamış olmamın anlayışını bekliyorum senden.Canım babam benim bugün hastalandığında ellerimle sana yemeğini yedirirken geldi bunlar gözümün önüne bir bir.Yarın sabahta uyanır uyanmaz yanına geleceğim.Kahvaltını ben ellerimle yedireceğim sana.Sen beni yıllarca omzunda taşıdın.Şimdi taşıma sırası bende .İyi ki varsın canım babam seni eleştiriyor olmamın tek nedeni sana çok benziyor olmam sabret benimde yakındır eleştiri almam....

OĞULLARIMA

Canlarım sizler şu an sürekli bir büyüme ve değişim içindesiniz.Bizim çocuklarımız olsanızda bizden aldığınız özellikler dışında farklı özelliklere sahipsiniz.Çünkü sizlerde birer bireysiniz.Sizi daima tanımaya ve anlamaya çalışıyorum.
Biz sizleri her zaman koruyup kolllayacağız.Ama kendi kendinize bıraktığımız zamanlarda olacaktır bizi suçlamayın.Bu sizin davranışlarınızın sonuçlarını görmeniz ve belkide deneme yanılma yoluyla öğrenmenizi sağlıyacaktır.
Hayat engeller ve mücadelelerle dolu.Daima istekli,kararlı,ve mücadeleci olun.Pes etmeyi kendinize adet edinmeyin.Amacınıza ulaşmak için çaba sarfedin ve asla ulaşmadan vazgeçmeyin.
Doğrularınıza,kararlarınıza,yeteneklerinize ve isteklerinize sahip çıkın.Çünkü bunlar sizlere ait en önemli değerlerdir.
Şunu unutmayın yapacağınız herşeyde imkanlarımız doğrultusunda gerek maddi gerekse manevi olarak yanınızda olacağız.Ama asla yapacağınız her şeyi bize güvenerek yapmayın.Çünkü bilmelisinizki biz sonuna kadar arkanızda olsakta bazı şeylerin sonuçları size aittir.Gerek mutluluğu gerekse üzüntüsü.Dedim ya bizler sizinle paylaşmak için varız.Ama sizlerde bireysiniz ve hayatınız size ait. Hayatınızla ilgili kararlarınızda uzun uzun düşünün,irdeleyin ve öyle karar verin.Sizlerin kendiniz için en doğruyu bulabileceğinize yürekten inancım var.
Engellere aldırmayın.Onlar her insanın hayatlarında atlaktıkları birer başarı sınavıdır.
Küçük yanılgılara büyük suçmuş gibi bakmayın,kendinize daima yanılma payı bırakın.
Kimseye haksızlık etmeyin.Kimsenin hakkı sizde kalmasın.
Hiçbir zaman aceleci olmayın.Ama her şeyi uzun zamanlara da bırakmayın.Zaman herşeyin ilacı değildir:Sadece bazı acıları hafifletir.
Sorunlarınızı bizimle paylaşın.Bizler sizin destekçiniziz.Ağzımızdan çıkacak her cümle sizin iyi olmanız için söylenecektir.Buna belki itiraz edicek vede tepki vereceksiniz ama biz sizin sadece iyi olmanızı isteriz.Her ikinizide çok seviyorum canlarım sizin gibi evlatları bana verdiği için allaha sonsuz teşekkürler.Rabbime,vatana,millete,bizlere en önemliside kendinize hayırlı bireyler olmanız tek temennim....

25 Mayıs 2008 Pazar

YASAk!!!!


Ahhh teyzem ahhh.Nasılda güzel tüttürüyorsun şu meneti.Uzun gezmelerin ardından
yoruldum şöyle bir kendime geliyim diyerek oturup bir yerlerde içtiğimiz sigaramızın yasağını anladımda sokaktaki kısmı ne?Çıkmazki şimdi bir barda içilen içkinin tadı sigarasız.Yada tıka basa karnımızı bir restaurantta doyurduktan sonra finali yapmak için yaktığımız sigaramız artık yasakken yenilen yemeğin tadı eskisi kadar güzel olmazki.Yinede çok şükür arkadaşlar kabul günlerimizin adı geçmiyor yasaklı yerler arasında....
***** ***** ***** *****
19 Mayıs itibariyle yasak başladı.Ben şahit olmasamda yakınlarımdan uyarı alanları duydum.Hala kapalı ortamlarda içebilenlerdenim.Yaptığım yanlış bunu biliyorum.Hatta söylenmeyede hakkım yok.Nasıl ki ben içmeyenlerin hakkını zamanında gasp ettiysem ve onlar anlayış gösterdiyse şimdi aynı anlayışa sahip olmam gerekir.Tamam buraya kadar herşey doğru güzel.Peki sadece bumu gaspedilen hakları ülkemdeki vatandaşın.
Yavaş yavaş oturtturulması gereken bir sistemi tepeden inme oturtmaya çalışmak tepeden inme bir yerlere oturanlar için çokta yadırganacak bir hal değil.Burda bana düşen herzamanki gibi susup uygulamak.Önüne geleni yiyen tavuk misali.Hiç bir sözümüz gıdaklamakdan ileriye gidemedi ki zaten..... Eeee teşbihte hata olmaz derler!

24 Mayıs 2008 Cumartesi

Kahvedir Keyif Veren Hüzündür Hapsedilen




Kahve tirkaleri iyi bilir.Kayveye tadını veren özü dibine çöker içerken.En güzel kısmıdır bence telvesi.Hatta her içişimde şöyle bir dilimin ucuyla alırım içim zevkine son noktayı koymak istercesine.Fazlada bitirmemek gerekir yoksa kapanan fal çıkmaz bilirim.Kahve telvesi gibi içime çöken bir hüznüm var.Hani dedim ya işin özü odur aslında tad veren kısmı,ama fena çöktü mendebur nedensiz yere bu kez.Ters çevirdim kapadımbende fincanı.Biraz dağalsın başka kısımlara,hem severim çıkan şekilleri incelemeyi hemde nefesimi daraltıyo bu dibe oturmuş hal nefesim daralıyor kurtulmak istedim.İçmemişim kahvemi meğersem sonuna kadar.Zamansız kapatıp bir ters çeviriş olmuş.Üzerime döküldü telveyi sulandıran yudumlamayı unuttduğum hali.Çok severdim oysaki beyaz elbisemi.Zaten bişeyleri hiç bilemedim bunun cezası belkide bu.Ya adam gibi içmeyi öğrenmeliydim kahveyi yada öğrenemediysem ters çevirip telveyle uğraşmak neyime birde üstüne üstlük kapadım fincanı.Hadi bunları geçtim neyime benim beyaz elbisemle kahve içmek heee neyime.Hem tiryaki oldum diyorum seviyorum ben kahve içmeyi diyorum hem de adam gibi içmeden kahveyi piç ediyorum.Çokta suçum yok belkide, korkuttular yıllarca içme kara kız olursun diye.E büyüdük aklımız ermeye başladı hatta içmeye başladık ama işlemiş beyne bir kere kulakta çınlamadan olmuyor.Kolay değil tabularını aşması insanın.Ne alaka demeyin şimdi bana kahvenin tabusumu olur.Olurrr olurr.Kahve keyfindeki teşbihe benden sürrealist bir yaklaşımla oda olur.....





21 Mayıs 2008 Çarşamba

Koşmam Lazım Hayata


Ey dünya sana geldim birgün tanrının emriyle.Büyük sancılarla kıvrandırdım cennetin ayaklarının altına serildiği kadını.Doğanın kanunuydu çokta suçum yoktu nitekim yüzümü gördüğünde gülümseyişiyle unutmuş gibiydi her anını acısının.Duyduğum ilk seslerin ardından ilk nefesimi aldım yaşamdan.İlk nefes ve ilk can acısı.O da doğanın kanunuydu ciğerim havayla doldu.Sonra ben ağladım karnım doydu.Ben ağladım istediğim oldu.Emekledim dizlerim acıdı çözümü yürükmekte buldum.Yavaş geldi yürümek koşmaya çalıştım.Erken çabaydı.Koştukça düştüm.Düştükçe canım acıdı.Dizlerim acısı bu kez kabuklu yaralardandı.Arnavut kaldırımlı mahallemin bayırından aşağı beyaz parmak arası tokyalarımla koşmamam için nede çok tembihlenmiştim oysa.Çıkarıp attım ayağımdan onları madem düşmemin sebebisin yalınayak geliyorum hayat bekle beni diyerek.Ne paslı çiviler engeldi nede yerdeki cam kırıkları.Durduğumda vardığım yer ilkokulumdu.Çalan her zilin ardından ellerim siyah önlümün cebinde yürüyerek bahçeye her çıkışımda,koşanları gördüm hatta çekilsene ayağımın altından dercesine omuz atanları.Koşmayın!Koşunca düşülüyor,düşünce dizler kanıyor!
Biliyorum,hemde iyi biliyorum!Dinlemedim çünkü bana koşma diyenleri bakın hala kanaması durmadı dizlerimin.
*** *** ****
Ey çocukluğum!Orta yaşa yaklaştığım şu yıllarımda geride bıraktığım deli dolu gençliğim sende herkez gibi gidiş dönüş bileti aldın geldiğin yerden.Tüm koşmalarının nedeni bilmediğin dönüş vaktinin her an kalkış düdüğünün çalabileceği korkusu belkide.Dönmeden geldiğin yere olgun yıllarımın yapacakları ne kadarda çok çocukluğumun ve gençliğimin yaptıklarından.
Koşmama engel olma hayat.Bak büyüdüm de olgunlaştım bile ben artık.Düşmek senden de olsa ben silkeliyip dizime bulaşan tozu toprağı devam etmeyi öğrendim.Zaten eskisi kadar hızlı koşamadığım için kanamıyorda artık dizlerim.Kanasada umrumda olmazdı zaten.Ben artık ne ilk nefesiyle ciğeri yandığı için çığlık çığlığa bağıran,dizleri emeklerken yere sürtünmekten kızaran bebek,ne beyaz tokyasıyla koşarken ayağı takılıp düşen çocuk,nede düşmemek için koşmaktan vazgeçip avare yürüyen genç kız değilim artık.Okadar çok şey varki beni bekleyen zamanın yetmemesi korkum.Yetişmek için çabam.Yakalamak boş gönderdiğim,geçmiş 10 sefer sayılı treni orta yaş peronunda;yolda alınmayı bekleyen hayat öğretileriyle doldurup yaşlılık durağına vardırmak için.Ve koşmam lazım hayat o treni kaçırmadan yakalayabilmek için....

15 Mayıs 2008 Perşembe

BİRLİKTE AYRILIK

Zaten hayranlık duyduğum ebru sanatına bu klipten sonra bir kez daha hayran oldum.Öylesine büyüleyici ve huzur verici buluyorum ki!Ebruzenin yaptığı çizimlerdeki büyüleyicilik ve huzur hali Müşfik Kenter'in sesli sunumuyla dahada yoğunlaşmış.Sizler ne düşünürsünüz bilemem ama izlemeye değicek bir klip hem Ebru sanatından hemde Müşfik Kenter'in huzur verici ses tonuyla anlattığı hikayeden dolayı.
Bu arada birde dip not düşeyim;yakında burada yaptığım Ebru'ları fotograflayıp sizlerle paylaşıcağım.

VAKİT VARKEN

Bunu kaç kişi yapar yada yapmaya cesaret eder bilemiyorum ama geçen gün önümden geçen bir cenaze arabasının içinde gördüğüm tabutun ardından kendi cenaze törenimi hayal etmek düştü aklıma.Önce uykuya dalmak gibi bişeydir heralde diye düşündüm.Ardından ruhum tıpkı filmlerde gördüğüm gibi bedenimden ayrıldı sonra ölece yerde yatan bana baktı.Fazlasını bilmediğim için ölüm sahnesinin hayali bundan öteye gidemedi.Sonra birden kendimi inanılmaz bir şekilde bu hayalin içinde buldum.Birden göğsüm sıkışmaya başladı.Etraf kalabalıktı,yerde yatan biri vardı ve herkez ağlıyordu.Sonra annemi gördüm yerde yatan kim dedim beni duymadan ağlamasına devam etti.Ne babam,ne kardeşlerim,ne eşim nede beni tanıyan diğerleri sorularıma sanki beni duymuyormuşcasına cevap vermiyorlardı.Birden bende onları umursamaz bir hal aldım çünkü müthiş bir hafifleme gelmişti üzerime. sanki yıllardır bir yükü taşıyormuşumda artık sırtımdan atmışım gibi.Aradaki zamanı hatırlamıyorum neydi nasıl geçti ama birden karanlık bir yerde buldum kendimi.ayağa kalkmak istedim yapamadım,çıkmak istedim çıkamadım yavaş yavaş nefeste alamaz hale geliyordum artık.Sonra sanırım ben öldüm dedim kendi kendime kurduğum bu hayalde.İşte asıl ozaman başladı herşey...
Ben orda öylece yatıyordum.Ölmüştüm!Evet belki ürkütücü ama engel olamamıştım bu hayale.Sonra o karanlık yerde şöyle bir geriye bakma fırsatım oldu.Geçmiş yaşamımda nekadar gergin olduğum anlar vardı.Keşke farklı olsaydı dedim sonra burda olmasaydım asla onlara bu derece üzülmezdim nekadar da boş gerginliklermiş hepsi dedim.Bu düşünce ferahlığının içinde nasıl bir insan olmak istediğim ve hayatta yapmak istediklerimi teker teker geçirdim gözümün önünden.Önceliklerde yanlış sıralama yaptığımı gördüm.Önemsiz konulara nede çok zaman ayırmışım dedim,yapacağım bunca şey varken.Oysa ölmeden önce hep ertelemiştim bişeyleri.Bir çok keşkeler çıktı sonra önüme bir çoğunu hayattayken hiçte önemsememiştim.En kötüsüde neydi biliyormusunuz arkamdan gözyaşı döken o sevdiklerimin haller.Daha fazla vakit geçirebilir daha fazla mutlu edebilir daha fazla mutlu olabilirdim.Keşke ölmemiş olsaydım dedim ve birden kendime geldim.
Bu ürkütücü hayal nede çok şeyi göstermişti bana kısacık anda.Hala yaşıyorken ölümü düşünmek gerekiyormuş demek ara sıra ve hala vakit varken ertelemeden yaşamak bişeyleri sokmadan kendini gama vede tasaya.....