8 Nisan 2026 Çarşamba

BİR HELALLİK MESELESİ

 


Kendime olan bir borcum vardı. ​Tam beş yıl önce bugün bu borcu ödemek için aynanın karşısına geçtim ve uzun zamandır ertelediğim o konuşmayı yaptım. Dışarıdaki herkese gösterdiğim o nezaketi, o anlayışı en çok borçlu olduğum kişiden esirgemiştim.  O gün kendimden  şu cümlelerle helallik istedim.

​"Çok yordum seni," dedim içimdeki o hiç susmayan ama hep duymazdan gelinen sese.

​Gereksiz işlerle, sonu gelmeyen ayrıntılarla, aslında hiçbir yere varmayan beyhude laflarla ve en çok da hayatımda kalabalık etmekten başka hükmü olmayan gereksiz insanlarla yordum seni. Bazen de sevgisi bende baki olan, varlığı benim için gerekli dediğim insanların gereksiz hallerine takılıp kaldım; onların yükünü senin sırtına bindirdim.

​Umursamam gereken her şeyi sanki birer hayati zorunlulukmuş gibi kucakladım. Hatta bunu bir hayat felsefesi sandığım, "ben buyum" dediğim anlar oldu. Sonra ne mi oldu? O kucakladığım her şeyin ağırlığı altında yavaş yavaş ezildim.

​Aslında sen beni hep uyardın. Bazen derin bir sessizlikle küstün, bazen içsel çığlıklarla isyan ettin. Seni hiç duymadım diyemem; duydum, gördüm, hatta her sızını hissettim. Ama yine de devam ettim. Olgunlaşmanın yolunun bu ağır yüklerden, bu yorgunluklardan geçtiğine inandırdım kendimi. Pişmek için yanmak gerekirdi ya, ben ateşi harladıkça harladım.

Sabrı, tahammülle karıştırdım.

​Gerekmeyen yerlerde sergilediğim o uçsuz bucaksız tahammülü sabır sandım. Ruhumu törpüleyen o gereksiz hoşgörü yüzünden, asıl sabır göstermem gereken yerlerde anlamsız tahammülsüzlükler sergiledim. Dengemi şaşırdım.

​Tüm bu karmaşa, kendimi gerçekten sevmeyi öğrenmeye başladığım o eşikte duruldu. Geçtiğim yollar, seçtiğim sapaklar belki doğruydu ama ben o yolları yürürken bazen tabelaları yanlış okudum. Çok ezdim seni, çok hırpaladım canım kendim. Ruhunu ağır düşüncelerle, bedenini ise umarsızca yiyip içtiklerimle yordum.

​Ama toydum işte. Tecrübe dediğimiz o ağır işçiliğin, insanın en çok kendisine vurduğu darbelerden oluştuğunu bugün anlıyorum.

​Şimdi tüm o yorgunlukların, o içsel dövüşlerin hatırına, bugün benden esirgemediğin o nefesin hürmetine; hakkını helal et kendim.

​Bundan sonrası, o yorgunlukları dindirme ve seni el üstünde tutma vaktidir.

Bu cümlelerle kendimden helallik aldım ve  kendimi ve bedenimi sevmeyi seçtim.  Kendimi sevdikçe dünyam değişti, ruhum ve bedenim en güzel haline erişti.

Hiç yorum yok: