28 Aralık 2025 Pazar

Hayret Etmediğin Günü Ömürden Saymaz mısın?


Bir kişisel gelişim uzmanının şöyle bir cümlesine denk geldim:

“Hayret etmediğiniz günü ömürden saymayın. İnsan ancak şaşırdığında bilinçaltı devreye girer. Zihin o zaman anı biriktirir. Aksi halde yirmi yıl sonra geriye baktığınızda hiçbir şey hatırlamazsınız; her şey bir gün gibi gelir.”

Bu cümleyi duyduğumda durup düşündüm ve:

“Ben yeterince hayret ediyor muyum?” diye sordum kendime.

Ve bir yere kadar hak verdim. Evet, zihin alıştığını siler. İlk kez gördüğün şeyleri, beklemediğin anları, içini titreten karşılaşmaları daha net hatırlarsın. Bunda bir yanlış yok.

Ama sonra şu soru geldi aklıma:

İnsan her gün hayret ederek yaşayabilir mi? Her Gün Şaşırmak Zorunda mıyız? Dürüst olalım. Bir noktadan sonra hayret eşiği yükseliyor.

Benim gerçekten hayranlık duymam için artık çok zor şeyler gerekiyor. Yeni keşfedilmiş  devasa bir kanyon mesela ya da çoğu insanın varlığını bile bilmediği, içine girince insanı sessizliğe çağıran bir şato.

Ama bunları görmek kime nasip oluyor? Sayılı gezgine.

Peki ya şehrin yorgunluğundan kaçmak için gittiğin ormanlık alan? Belki artık beni şaşırtmıyor. Ama dinlendiriyor. Sakinleştiriyor. Bana iyi geliyor.

Bu hiç mi anı değil?

Anı Biriktirmek Sadece Şaşkınlıktan mı Geçiyor?

Gerçekten de geriye dönüp “Ben güzel günler geçirdim, dolu dolu yaşadım” diyebilmenin tek yolu, beynini sürekli hayrete düşürmek mi?

Bence değil. Çünkü anı dediğimiz şey bazen yüksek sesli değil.

Bazen bir huzur hali , bir derin nefes, bedeninin gevşediğini fark ettiğin bir an “tam buradayım” dediğin sessiz bir durak,  bunlar da anı bırakır. Ama bağırmadan. Gösterişsizce.

Hayretin Daha Sessiz Bir Hali Var

Belki de  anlatılmayan ya da asıl anlatılmak isenen şu:

Hayret sadece büyük ve nadir olana ait değil. Bazen hayret aynı manzaraya bu kez daha yavaş bakmaktır, her gün içtiğin çayın tadını gerçekten almaktır, alıştığın bir yerde kendinle yeniden karşılaşmaktır. Bu hayret türü fotoğraflık değildir belki ama içte kalır uzun süre.

 Ve Son Bir Soru

Yirmi yıl sonra hayat bir gün gibi geliyorsa, sebebi hayret etmemek mi, yoksa yaşadığını sanıp hissetmemek mi?

Belki de ömür, sadece şaşırdığımız anların toplamı değil; sessizce iyi gelen günlerin de toplamıdır. Ve belki sen zaten yaşıyorsundur. Sadece kimse sana bunun da “sayılır” olduğunu söylememiştir. 

Belki de mesele, hayret etmekle etmemek değil.

Belki de asıl mesele, yaşadığını sanıp hissetmeden geçip geçmediğin. Çünkü insan her gün şaşırarak yaşayamaz; ama her gün, az da olsa, içinde kalabilir.

Ve bazen bir gün, devasa bir kanyondan değil, sıradan görünen bir anın içinden iz bırakır.

Eğer yirmi yıl sonra hayat bir gün gibi geliyorsa, bu hayret etmediğimizden değil; içinde gerçekten bulunmadığımız günlerin çokluğundandır.

Ömür, yalnızca akılda kalanlardan değil, bizi biz yapan sessiz anlardan da oluşur.

8 yorum:

Adsız dedi ki...

"... içinde gerçekten bulunmadiğımız günlerin çokluğundandır." Nasıl da ağır bir yumruk. Maalesef karşılanamadı. Gerçekleri yumuşatmayan sessiz anlarla övünmeli mi yoksa dizlere mi vurmalı...

NİLAY (Nil'e Işık Saçan) dedi ki...

Yazının niyetini değil,
etkisini tartışmaya açan ve yazıyı yüzeyden değil, kalbinden yakalamış biri olarak yapılan bu yorumunuz benim için gerçekten çok kıymetli.
Bu yazıda niyetim,
sessiz anlarla övünmek değildi.
Ya da kimseye “geç kaldın” demek hiç değildi.
“İçinde bulunmadığımız günler” derken,yargılanacak bir kusuru,mecburiyetleri ve zorunkulukları değil;
insan olmanın kırılgan hâllerini kastediyordum.
Hepimizin, farkına varmadan akıp giden günleri oluyor.
Bazen bu fark ediş yumuşak geliyor, bazen de bir yumruk gibi sert.
Ve o cümlenin yumruk gibi gelmesi zaten hisseden bir yerde olmanızla alakalı.
İşte bu yazı, tam da o hisse eşlik etmek için var.

longevity.story dedi ki...

Bu yazı bana şunu düşündürdü:
“Bir anı değerli yapan şey, olağanüstü oluşu değil, orada gerçekten bulunmamız.”
Belki de sürekli şaşırmayı ararken, sessizce iyi gelen anları hafife alıyoruz.
Oysa hayret bazen dev bir kanyonda değil;
aynı manzaraya bu kez daha dikkatli bakmakta,
bir nefeste, kendine yeniden rastladığın küçük bir durakta.

NİLAY (Nil'e Işık Saçan) dedi ki...

Ne güzel söylemişsiniz.
Bazen gerçekten de anı değerli yapan şey, büyük olması değil;
orada gerçekten bulunabilmemiz.
Sürekli şaşıracak bir şey ararken,sessizce iyi gelen anları gözden kaçırabiliyoruz.
Oysa hayret her zaman büyük manzaralarda değil; bazen aynı yere bu kez biraz daha dikkatle bakabilmekte.
Bu hissi bu kadar sade bir şekilde yakaladığınız için teşekkür ederim.

SevgiGünlüğü dedi ki...

Bu yazıyı okurken birkaç yerde durmak zorunda kaldım.
Özellikle “içinde gerçekten bulunmadığımız günler” cümlesi kolay geçilecek bir cümle değil. Sert ama bağırmayan bir yerden söylüyor.
Hayret meselesine bakışınız bana iyi geldi. Her şeyin şaşırtıcı olmak zorunda olmadığı, bazı günlerin sadece hissedilerek yaşanmasının da “sayılır” olduğu fikri içimi rahatlattı. Ama aynı zamanda insanı kendine dürüst olmaya da çağırıyor bu satırlar.
Belki de en zor olanı bu: Ne kaçmak ne de dramatize etmek. Sadece fark etmek.
Bu yazı, tam olarak orada bırakıyor insanı.

NİLAY (Nil'e Işık Saçan) dedi ki...

Bu durup kalma hâlini hissetmeniz çok kıymetli.
Bazı cümlelerin kolay geçilmemesi, yazının değil, temas ettiği yerin derinliğinden.
Hayret meselesine tam da söylediğiniz yerden bakmaya çalıştım:
Her gün şaşırmak mümkün değil ama hissetmek mümkün.
Ve bazen insanı asıl dönüştüren şey, büyük anlar değil, o sessiz fark edişler oluyor.
“Ne kaçmak ne de dramatize etmek” demeniz yazının kalbine çok güzel oturdu.
Fark etmek her zaman rahatlatmıyor ama gerçek bir temas başlatıyor.
Bu yazının sizde bir durak yaratmış olması,
benim için en anlamlı karşılık.

Hasan dedi ki...

İnsan her gün hayret edecek bir şey bulamaz kıxım bu çok doğru.
Ama günler geçiyor insan farkına varmıyor.
Yazı tam bunu hatırlattı.
Ne nasihat var ne abartı.
Sadece bir dur bak diyor.
sen bir evlat olarak bana bazen acele etmeden durmanın da hayatın bir parçası olduğunu hatırlattın. Ne çok şey öğreniyorum senden.İyiki varsın kızım.

NİLAY (Nil'e Işık Saçan) dedi ki...

Sende iyiki varsın 💐