26 Temmuz 2025 Cumartesi

BENLİK SERİSİ / BÖLÜM 8




BENLİĞİME SADAKATLE

Kendime verdiğim sözleri artık ertelenmiş listelere yazmıyorum.  

Kalbimin tam ortasına kazıyorum.

Çünkü öğrendim:  

Bir kadın kendine sadık kaldığında  dünya bile ona hizalanır.

Ben artık başkaları için şekil almayı değil, kendi özümde sabit kalmayı seçiyorum.  

Ve bu sabitlikte, ne kadar esnek olduğumu fark ediyorum.

Benliğime sadakat…  

Ne büyük bir onarım bu!  

Kırıldığım yerleri başkalarına değil, kendime emanet ediyorum.

Artık kendi hikâyelerimin hem yazarıyım, hem de en sadık okuyucusu.  

Bir satırını bile atlamadan kendimi baştan sona dinliyorum.

Kimsenin onayına ihtiyaç duymadan kendime “evet” dediğim her sabah, yeniden doğuyorum.  

Ve bu doğuş, bir kadının kendiyle barışının  en sessiz, en asil devrimidir.

Ben kendime sadığım.  

Ve bu sadakat, beni her şeyden çok  

kendime yaklaştırıyor.

BENLİK SERİSİ / BÖLÜM 7



 SADELİKTE KALMAYI SEÇİYORUM

Artık fazlalıklar yormuyor beni çünkü bırakmayı öğrendim.  

Gürültülü hayallerin değil, sessiz sevinçlerin peşindeyim.

Sadelik benim için bir eksilme değil, Öz’e dönüş.  

Göz kamaştıran değil, ruh uyandıran şeylerdeyim artık.

Az eşya, az insan, çok huzur istiyorum.  

Kelimeler değil, niyet temizliği seçiyorum.

Çünkü sade olan, daha çok yer açar içerde.  

Ve ben, kendime yer açmaya geldim bu hayata.  

Ne tutarsızlara tahammülüm var artık, ne de kalbimi yoran telaşlara.

Ben, hayatı telaffuz etmiyorum artık, hissediyorum.  

Ve hissederek yaşamak, en büyük zenginlik bana göre.

Sadelikte kalmayı seçiyorum, çünkü sade olan, her zaman hakiki olandır.

25 Temmuz 2025 Cuma

BENLİK SERİSİ / BÖLÜM 6



 ŞİMDİ BENİM ZAMANIM

Saklandığım ne varsa ışığa çıkıyor artık.  

Kendimi görünür kılmaktan korkmuyorum, çünkü ben, kendime dürüstüm artık. Kendimi sabote etmek için kullandığım kendime yalan söylemiyorum.

Yıllarca “zamanı değil” deyip sustuklarım şimdi dilimde çiçek açıyor.  

Bastırdığım ne kadar his varsa kök salıyor içimde.

Şimdi benim zamanım.  

Ne bir adım önce, ne bir adım geride.  

Tam olduğum yerdeyim ve hiç olmadığım kadar hazır.

Gücüm sesimde değil, suskunluğumda taşıdığım dengede.  

Ben artık dışarıdan gelen alkışa değil, içimden gelen onaya yaslanıyorum. 

Birilerinin çizdiği sınırlarla değil,  kendi haritamla yürüyorum bu yolu.  

Ve her adımda şunu fısıldıyorum kendime:  

“Senin zamanın, şimdi başlıyor…”

Çünkü bekledim, olgunlaştım, ve şimdi, hayatla el sıkışma vakti...

BENLİK SERİSİ / BÖLÜM 5

KABULLENİŞ VE YÜKSELİŞ

Kendime savaş açmaktan vazgeçtiğim gün kabullenişin şifasını tattım.  

Eksik sandıklarımı tamamlamaya değil, onlarla yaşamaya razı oldum.

Çünkü bazı kırıklar onarılmak için değil, ışığı sızdırmak için var.

Ben artık kendimle kavga etmiyorum.  Yorgunluklarımı,  kararsızlıklarımı, geçmişin buruk izlerini hepsini içimde usulca oturttum aynı sofraya.

Zira iç huzur, her duygunun yer bulduğu  sessiz bir barış masasıdır.

Ve o masada öğrendim:  

Kabul, yükselmenin ilk adımıymış.  

Kendimi itmeden, zorlamadan,  sadece olduğum gibi kucaklayarak  büyüdüm.

Ben artık yükseliyorum, ama kimseyi ezerek değil kök salarak, derinleşerek, kendime sadakatle.

Çünkü bir kadının en büyük gücü


kendine sadık kalmasıdır.

BENLİK SERİSİ / BÖLÜM 4

 





İZİN VERİYORUM

Artık kontrol etmiyorum. 

Ne olacaksa zaten bana ait olan yoldan gelecek.

Zorlamıyorum.  

Çünkü öğrendim ki, ruhen büyümek bazen bırakmaktır.

İzin veriyorum…  

İyiliğe, güzelliğe, beklenmedik mucizelere.  

Kendimi sabote eden seslere değil, içimde fısıldayan dinginliğe kulak veriyorum.

İzin veriyorum…  

Sevilmeye.  

Hak ettiğimce, koşulsuzca.  

Ve önce kendimden gelmesine.

İzin veriyorum…  

Hayatın beni şaşırtmasına, yeni kapılar açmasına ve her şeyin tam da olması gerektiği gibi şekil almasına.

Ben artık kendimi tutmaktan değil,  kendimi bırakmaktan güç alıyorum.

Çünkü biliyorum: 

Gerçek dönüşüm, izin verdiğim yerde başlayacak.


BENLİK SERİSİ/ BÖLÜM 3


 SEVGİYLE KENDİ OLMAK

Kendimi bir başkasının gözünden değil, kendi kalbimin aynasından görmeyi seçtiğim gün özgürleştim.

Sevgi artık benim için bir başkasında değil, içimde yeşeren bir bağdır.

Kimseye ihtiyaç duymadan şefkatli olabilmenin zarafetinde, bir kadının kendiyle dostluğuna şahit oldum.

Ben kendime çay demlediğim sabahlarda, üzülürken bile nazik kaldığım akşamlarda hayran oldum.

Ve artık anladım:  

Sevgi bir armağan değil, bir oluş halidir.  

Biri vermez, sen kendin olursun.

Kendimi sevdiğim gün hayat da bana kollarını açtı.  

Çünkü hayat, ancak kendini sevene güven verir.

Ben bu dünyaya öğrenmek için değil, hatırlamak için geldim:  

Ben sevgiyle yoğrulmuşum.  

Ve kendim oldukça dünya da güzelleşiyor.


BENLİK SERİSİ/ BÖLÜM 2


 KIRILMA  VE GÜÇLENME

Bazı kadınlar çiçek gibi kırılmaz,  taş gibi dağılır.  

Ama sonra  o taşlardan kendine bir vadi inşa eder.

Benimde kırıldığım zamanlar olmuştur elbet ama parçalanmadım.  

Kırıldığım yerlerden ışık sızdı  ve karanlık benden hep korktu, kaçtı.

Eskiden zayıflık sandığım ne varsa, şimdi derinliğim oldu.

Çünkü kendi derinliğime indikçe boşlukları  korkuyla değil, zarafet, merak, şefkatle doldurmayı öğrendim.

Güç sandığım gürültüler sustuğunda  asıl kudretimin sükunette gizli olduğunu fark ettim.

Artık ne incinmekten korkuyorum  ne de yalnız kalmaktan.  

Çünkü kendi içimde bana yetecek kadar  sessizlik, sadakat ve sevgi var.

Ben, kendi kırıklarıyla  heykelini tamamlamış bir kadınım.

Ve bu dünyaya  “tamam” olmaya değil,  “tamamlamaya” geldim!