6 Eylül 2025 Cumartesi

PES ETMEKLE KABULLENMEK ARASIDA

Hayat bazen sessizleşir. Tüm çabalarına, dualarına, sabrına rağmen yanıt gelmez. Ve sen, o sessizliğin tam ortasında kalırsın.

"Devam etmeli miyim?" Yoksa… “Bırakmalı mıyım?”

İşte tam orasıdır o ince çizgi. Pes etmekle kabullenmek arasındaki.

Pes etmek, yorgun bir kalbin hayal kırıklığıyla yere kapanmasıdır. İnancı değil, umudu değil  kendini yavaşça bırakmasıdır.

Olmayacağını kabul etmekten çok, artık hiçbir şeyin anlamı kalmadığını hissetmektir.

Kabullenmekse başka bir hâl. Daha sessiz, daha derin bir anlayış. "Olduğu kadar" demek değil ; "Olduğu şekliyle" diyebilmek.

Elinden geleni yaptıktan sonra, olmayanın da bir nedeni olduğuna güvenmek.

Pes eden, içini karanlığa bırakır. Kabullenen, içinden geçerek aydınlanır.

Biri “bitti” der, diğeri “buraya kadardı” deyip kendiyle barışır.

Kabullenmek, vazgeçmek değildir. Kendi varlığını koruyarak, olanı olduğu gibi görmek, olmayanla vedalaşmaktır.

Bir yön değiştirir insan belki.

Ama eksilmez.

Aksine…

Hafifler.

Çünkü her şey için savaşılmaz. Her şey tutulmaz, zorlanmaz, ısrar edilmez. Bazen gitmesine izin vermek, kalmasından daha çok iyileştirir.

Ve zamanla öğrenirsin:

Bazı şeyler olmuyorsa,

ya zamanı değildir…

ya da zaten olmaması senin hayrınadır.

İçinden geçtiğin o sessizlikte, cevaplar saklıdır. Yeter ki sen suskunluğunu dinlemeyi öğren. Çünkü en çok orada, yani kimsenin görmediği yerde, kendine en çok orada yaklaşır insan.

Ve işte o an anlarsın:

Sen pes etmedin.

Sadece artık kendini zorlamaktan vazgeçtin.

Ve bu, bir son değil.

Bir başlangıcın kapısıdır...

Hiç yorum yok: