29 Kasım 2025 Cumartesi

Kendime Yetmenin Sessiz Ustası

 


Zihnimdeki Rehber 

Uzun zamandır zihnimin kıyısında, kimsenin bilmediği küçük bir oda saklı durur. Kapısı dışarıya değil, içeriye açılır; sesini yalnızca ben duyarım.
Ne diploması olan bir terapist bekler orada, ne de yol göstermeye hevesli bir uzman.
Sadece benim hayal ettiğim bir kişi.

Belki tanıdık bir yüzdür, belki bir zamanlar sohbetine sığındığım bir akrabanın gölgesi. Bazen bir dost gibi yumuşak, bazen bilge bir yabancı gibi sakindir.
Onu zihnime çağırır, içimdeki yükü anlatır, sonra sanki o konuşuyormuş gibi cevapları dinlerdim.
Cevapları çoğu kez derin bir nefes gibi içimi serinletir, bazen de hiç beklemediğim bir yerden tutup silkelerdi beni.

Başlarda bunun bir  ''sessiz sırdaşlık oyunu'' olarak planlamıştım; meğer kendi içimde yeni bir kapı açıyormuşum.
O kapının ardında başlayan şey, farkında olmadan girdiğim bir içsel rehberlik yolculuğuydu.

Zaman geçtikçe şunu gördüm:
Kendime sorular sordurmak için o kişilerin gözlerinden bakmaya çalışırken hep bir sınır ve yetersizlik vardı. Çünkü sorular ve cevaplar o kişiler kadardı. Onların anlayışı, benim iç dünyamın derinliğine yetmiyordu. Sorular yüzeyde tınlıyor, cevaplar yarım kalıyordu.

Bir gün zihnimin sahnesinden o figürleri tek tek çekip aldım.
Birini seçtim; ona da yeni bir görev verdim.
Bu kez onun gözleriyle değil, kendi gözlerimle bakmaya başladım kendime. Soruları o değil, ben sorduruyordum artık. Cevaplar dışarıdan gelmiyordu; sessiz bir derinlikten yükselip zihnimin kıvrımlarına yayılıyordu.

Ve orada, işte o noktada bir hakikat açığa çıktı:

Beni en iyi tanıyan zaten bendim.”

En çok yaralanan da bendim, en çok iyileşmek isteyen de.
Kendi karanlığımdan korkan da, ışığına yürümek için direnen de. Hepsi bendim.
Dışarıdan bir rehbere ihtiyaç duyduğumu sanarken, içimde büyümeyi bekleyen bir rehberi kendi ellerimle yetiştirdiğimi fark ettim.

Bu içsel rehberin bir adı yok, bir yüzü yok, bir unvanı yok. Ama varlığı bütün gerçeklerden daha gerçek. Çünkü nefesimin içinde, kalbimin en kuytu yerinde ,beynimde değil benliğimde taşıyorum onu.

Artık o rehber “birisi” değil; içsel bilgeliğimin, dürüstlüğümün ve cesaretimin sesi.
Kendime sorular soruyorum; bazılarını hemen duyuyorum, bazıları karanlıkta biraz daha oyalanıyor.
Ama biliyorum ki hiçbir dış ses, içimdeki kadar derine inmiyor.

Ve sonunda öğrendiğim şey şu:
İnsan, kendine yetmenin ustası olmadan önce mutlaka başkalarının gölgesinden geçer. Sonra bir gün, kendi ışığına basar adımını.

Bugün iç sesim hem öğretmenim, hem yoldaşım, hem de en sadık rehberim.
Ve bu, bana özgürlüğün neye benzediğini öğreten en kıymetli keşif oldu.



2 yorum:

Adsız dedi ki...

Okurken kendimi çok yakın hissettim.
İnsan bazen dışardan bir yol gösterici arıyor ama aslında en doğru cevapların içinden geldiğini unutuyor bu yazı bunu çok güzel hatırlattı bana.sakin samimi ve düşündürücüydü👏

NİLAY (Nil'e Işık Saçan) dedi ki...

Çok mutlu oldum bunu hissettirmesine 🌿
Aslında hepimizin içinde benzer bir ses var, bazen sadece duymayı hatırlamamız gerekiyor. Okuyup hissettiklerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.🙏