25 Temmuz 2025 Cuma

BENLİK SERİSİ / BÖLÜM 6



 ŞİMDİ BENİM ZAMANIM

Saklandığım ne varsa ışığa çıkıyor artık.  

Kendimi görünür kılmaktan korkmuyorum, çünkü ben, kendime dürüstüm artık. Kendimi sabote etmek için kullandığım kendime yalan söylemiyorum.

Yıllarca “zamanı değil” deyip sustuklarım şimdi dilimde çiçek açıyor.  

Bastırdığım ne kadar his varsa kök salıyor içimde.

Şimdi benim zamanım.  

Ne bir adım önce, ne bir adım geride.  

Tam olduğum yerdeyim ve hiç olmadığım kadar hazır.

Gücüm sesimde değil, suskunluğumda taşıdığım dengede.  

Ben artık dışarıdan gelen alkışa değil, içimden gelen onaya yaslanıyorum. 

Birilerinin çizdiği sınırlarla değil,  kendi haritamla yürüyorum bu yolu.  

Ve her adımda şunu fısıldıyorum kendime:  

“Senin zamanın, şimdi başlıyor…”

Çünkü bekledim, olgunlaştım, ve şimdi, hayatla el sıkışma vakti...

BENLİK SERİSİ / BÖLÜM 5

KABULLENİŞ VE YÜKSELİŞ

Kendime savaş açmaktan vazgeçtiğim gün kabullenişin şifasını tattım.  

Eksik sandıklarımı tamamlamaya değil, onlarla yaşamaya razı oldum.

Çünkü bazı kırıklar onarılmak için değil, ışığı sızdırmak için var.

Ben artık kendimle kavga etmiyorum.  Yorgunluklarımı,  kararsızlıklarımı, geçmişin buruk izlerini hepsini içimde usulca oturttum aynı sofraya.

Zira iç huzur, her duygunun yer bulduğu  sessiz bir barış masasıdır.

Ve o masada öğrendim:  

Kabul, yükselmenin ilk adımıymış.  

Kendimi itmeden, zorlamadan,  sadece olduğum gibi kucaklayarak  büyüdüm.

Ben artık yükseliyorum, ama kimseyi ezerek değil kök salarak, derinleşerek, kendime sadakatle.

Çünkü bir kadının en büyük gücü


kendine sadık kalmasıdır.

BENLİK SERİSİ / BÖLÜM 4

 





İZİN VERİYORUM

Artık kontrol etmiyorum. 

Ne olacaksa zaten bana ait olan yoldan gelecek.

Zorlamıyorum.  

Çünkü öğrendim ki, ruhen büyümek bazen bırakmaktır.

İzin veriyorum…  

İyiliğe, güzelliğe, beklenmedik mucizelere.  

Kendimi sabote eden seslere değil, içimde fısıldayan dinginliğe kulak veriyorum.

İzin veriyorum…  

Sevilmeye.  

Hak ettiğimce, koşulsuzca.  

Ve önce kendimden gelmesine.

İzin veriyorum…  

Hayatın beni şaşırtmasına, yeni kapılar açmasına ve her şeyin tam da olması gerektiği gibi şekil almasına.

Ben artık kendimi tutmaktan değil,  kendimi bırakmaktan güç alıyorum.

Çünkü biliyorum: 

Gerçek dönüşüm, izin verdiğim yerde başlayacak.


BENLİK SERİSİ/ BÖLÜM 3


 SEVGİYLE KENDİ OLMAK

Kendimi bir başkasının gözünden değil, kendi kalbimin aynasından görmeyi seçtiğim gün özgürleştim.

Sevgi artık benim için bir başkasında değil, içimde yeşeren bir bağdır.

Kimseye ihtiyaç duymadan şefkatli olabilmenin zarafetinde, bir kadının kendiyle dostluğuna şahit oldum.

Ben kendime çay demlediğim sabahlarda, üzülürken bile nazik kaldığım akşamlarda hayran oldum.

Ve artık anladım:  

Sevgi bir armağan değil, bir oluş halidir.  

Biri vermez, sen kendin olursun.

Kendimi sevdiğim gün hayat da bana kollarını açtı.  

Çünkü hayat, ancak kendini sevene güven verir.

Ben bu dünyaya öğrenmek için değil, hatırlamak için geldim:  

Ben sevgiyle yoğrulmuşum.  

Ve kendim oldukça dünya da güzelleşiyor.


BENLİK SERİSİ/ BÖLÜM 2


 KIRILMA  VE GÜÇLENME

Bazı kadınlar çiçek gibi kırılmaz,  taş gibi dağılır.  

Ama sonra  o taşlardan kendine bir vadi inşa eder.

Benimde kırıldığım zamanlar olmuştur elbet ama parçalanmadım.  

Kırıldığım yerlerden ışık sızdı  ve karanlık benden hep korktu, kaçtı.

Eskiden zayıflık sandığım ne varsa, şimdi derinliğim oldu.

Çünkü kendi derinliğime indikçe boşlukları  korkuyla değil, zarafet, merak, şefkatle doldurmayı öğrendim.

Güç sandığım gürültüler sustuğunda  asıl kudretimin sükunette gizli olduğunu fark ettim.

Artık ne incinmekten korkuyorum  ne de yalnız kalmaktan.  

Çünkü kendi içimde bana yetecek kadar  sessizlik, sadakat ve sevgi var.

Ben, kendi kırıklarıyla  heykelini tamamlamış bir kadınım.

Ve bu dünyaya  “tamam” olmaya değil,  “tamamlamaya” geldim!

BENLİK SERİSİ / BÖLÜM 1 : HATIRLAMAK / Kendini Bulma ve İçsel Yolculuk

içsel yolculuk, kendini bulma, benlik serisi yazısı

 


Her şey bir hatırlamaylabaşladı başladı.  
Ben, benden önce kimdim?  
Ve şimdi kim olmaya razıyım?
Bana öğretilenlerden sıyrılıp,  içimde doğuştan gelen bilgeliği , sessiz sancılarla uyandırmaya hazırım.
Kimseye anlatmadığım kırılmalarım vardı.  Ve ben  onların izinde yürürken topladığım anlamlarla ilerliyorum.
Ben kendimi  yarım bırakılmış cümlelerde değil, tamamlanmış suskunluklarda buldum.
Her gün biraz daha  kendi özümle tanışıyor,  kendime vefa duyuyorum.
Ve bugün biliyorum:  
Kendine yönelen bir kadın,  dünyanın en büyük devrimini başlatır !
Herkes kendi dünyası kadardır...


23 Temmuz 2025 Çarşamba

İLİŞKİLERDE DENGE

 🌿Ne Senin Kadar Net, Ne Benim Kadar Yumuşak…

İlişkilerde bir denge kurmak…

Kulağa ne kadar kolay geliyor, değil mi? Oysa pratikte bazen o kadar karmaşık ki; bir bakmışız biri kararlılığıyla diğerini bunaltıyor, öteki de yumuşaklığıyla kendi sınırlarını erozyona uğratıyor. Bazen ilişkilerimizde öyle ince bir çizgiye geliyoruz ki… Birimiz kararlarımızda dimdik duruyor, birimiz esniyoruz; birimiz netliğe tutunurken diğerimiz yumuşaklığa yaslanıyoruz. Ve sonra dönüp birbirimize bakıyoruz: “Sen çok katısın.” “Sen çok çabuk ikna oluyorsun.”

Geçtiğimiz akşam çok değer verdiğim dostumla uzun bir sohbetimiz vardı. Kahkahalarla, karşılıklı farkındalık alışverişleriyle dolu bir gece… Konumuz döndü dolaştı, kendi ilişkilerimizde nasıl davrandığımıza geldi. Birbirimizle ilgili bir farkındalıklarımız söz konusu oldu.

Ben hayatın başka alanlarında ne kadar kararlı ve net olursam olayım, eşimle konuşurken bir bakıyorum kararımı yumuşatmışım. Sanki onun sözcüklerinin içine biraz mantık, biraz sevgi, biraz da ikna gücü serpiştirilmiş gibi… İçimden “Tamam, haklı olabilir” deyip esniyorum.

Dostum ise tam tersini anlattı:

O, kararlarını verir ve kolay kolay değişmez. Karşısındaki ne derse desin, kendi çizgisinden taviz vermemeyi seçiyor.

Bir noktada birbirimize döndük ve aynı şeyi söyledik:

“Ne senin kadar net, ne benim kadar yumuşak olunmalı.  İkimizin ortasında bir yer var.”

Çünkü esnemeyen her şey kırılır,

Ve her zaman esneyen şeyler de bir gün tükenir...

Ama sonra şu sorular geldi aklımıza:

🌱 Peki bu davranışlar sağlıklı mı?

🌱 Yoksa ilişkilerimizde manipülasyonun ince bir oyunu mu var?

🌱 Karşımdakine teslim olmam, onun gerçekten haklı olması mı?

🌱 Ya da kendi huzurumu korumak için fazlaca esneyişim mi?

💭 Manipülasyon mu, Sevgiden Gelen Bir Esneklik mi?

Manipülasyonun olduğu ilişkilerde bir taraf diğerini bilinçli veya bilinçsiz şekilde kendi isteğine çekmeye çalışır. İkna değil, baskı vardır. Sessiz bir savaş gibi: Biri daha çok diretir, diğeri daha çok geri çekilir.

Ama bazen, ikna oluyorsak bu mutlaka bir manipülasyon olduğu anlamına gelmez.

🌿 Belki de karşımızdaki gerçekten güçlü bir ikna kabiliyetine sahiptir.

🌿 Belki de bizim huzur sevdamız, kendi kararlarımızı koruma isteğimizden daha büyüktür.

🌿 Ya da onun diretmesi aslında bir manipülasyon değil, karakterinin doğrudan bir yansımasıdır.

Dostum bir Koç kadını… Burcunun getirdiği kararlılık, netlik ve başına buyrukluk onun doğasında var.

Ben Terazi… Uyum, denge, huzur için esnemeye yatkınım.

Belki bu, sadece yıldızların oyunu değildir; çocukluğumuzdan beri öğrendiğimiz ilişki kalıplarının bir devamıdır yada bazı yaşanmışlıkların tepkisidir.


🌸 Peki Çözüm Nerede?

İlişkilerde hem sert olmak hem de yumuşak olmak kırılganlık getirir. Sertlik çatışma yaratır; yumuşaklık içten içe öfke biriktirir.

✨ O yüzden ihtiyacımız olan şey:

🌱 Kendi sınırlarını bilmek ve korumak.

🌱 Ama aynı zamanda karşıdakinin bakış açısına açık kalmak.

🌱 “Haklı çıkmak” değil, “ortak bir yol bulmak” için çaba göstermek.

Belki de eşimin ikna kabiliyeti gerçekten yüksek… Ama ben de onunla her konuşmamda kendi iç sesime dönüp şunu sorabilirim:

 “Bu gerçekten içimden gelen bir değişim mi, yoksa huzur için vazgeçiş mi?”

Ve belki dostum da kendi kararlılığı içinde arada sırada şunu diyebilir:

 “Peki, karşımdaki neden böyle düşünüyor? Biraz esnersem ne olur?”


💡 Farkındalık Sorusu:

📌 İlişkinizde bir konuda geri çekildiğinizde, bu sevginin esnekliği mi?

📌 Yoksa kendi sınırlarınızı ihmal edişiniz mi?


İkisinin farkını bulduğunuz an, dengeli bir ilişki mümkün.

🌿 Çünkü ben şuna inanıyorum:

Ne sürekli direnmek ne de sürekli uyumlanmak…

İlişkiler, iki tarafın da biraz esnemesi ve biraz sabit kalmasıyla büyüyor.

Ve bazen en büyük sevgi, kendimize de “evet” diyebilmeyi öğrenmekten geçiyor.


🌸 Peki Senin İlişkindeki Denge Nerede?


Şimdi sana kendi ilişkine bakman  ve kendine sorman için 3 sorum var:

1️⃣ Karşımdakine “tamam” dediğimde gerçekten ikna olduğum için mi kabul ediyorum, yoksa huzuru korumak için mi?

2️⃣ Kendi fikirlerimde ne kadar esneyebilirim? Esnemek beni büyütür mü, yoksa sınırlarımı mı silikleştirir?

3️⃣ Partnerimle (ya da sevdiklerimle) ortak bir yol bulmak için ikimiz de ne kadar alan açabiliyoruz?