YAZININ SESLİ OKUMASI İÇİN TIKLAYIN
SESSİZ SABOTAJIN GÖLGESİ :
Bazen yolun tam ortasında durursun.
Elinde bir harita, kalbinde bir yön, ama ayakların geri gider.
Üstelik tam ileri adım atacakken…
İçinden bir ses fısıldar:
"Henüz hazır değilsin."
"Ya olmazsa?"
"Sen kimsin ki…?"
(Sahi sen kimdin ki?)
Ve o ses, bir kapı gibi kapanır yoluna.
Ama o kapı dışarıda değil, içeridedir.
Sen, farkında bile olmadan kendi yoluna taş koymuşsundur.
Buna "kendini sabote etmek" derler biliyor musun?
İşte tam olarak kelimelerin yetersiz kaldığı bir haldir bu.
Bu, insanın kendiyle gizli savaşıdır.
Kimse görmez. Kimse bilmez.
Çünkü bu savaş, bakışların ardında, sessiz bir iç monologda yaşanır.
SANKİ KENDİ İÇİNE TUZAK KURARSIN :
Bir yanın ilerlemek ister, diğer yanın dur der.
Başlamak istersin, ama mükemmel olmalı diye bekletirsin kendini.
Uzun zamandır hayalini kurduğun o iş için harekete geçmenin zamanı gelmiştir ama sen beklersin mesela.
''Öyle kolay mı canım birden başlamak'' diye ikna edersin kendini.
Belki de bir ilişkinin tam ortasında, üstelik tam sevilirken geri çekilirsin.
Bazen kendini anlatman gerekirken yutkunur susarsın.
Oysa anlatmak istiyorsundur.
Bu, kendine kurduğun tuzakların en inceliklisidir.
Ne zaman kabuğundan çıkmak üzere olsan, kabuğunu kutsal sayar, ona geri dönersin.
Ve sonra, gecenin bir yarısı, kendi kendine sorarsın:
“Neden yapamıyorum?”
Oysa mesele yapmak değil, farkındalığını benliğine işlemek. Pes etmemek, bırakmamak.
tüm bunların benliğine işlenmiş OL halinle hayatta emin adımlar atmak.
OL' maya hazır mısın?
GERÇEKTE KORKTUĞUN BAŞARISIZLIK DEĞİL DEĞİŞMEKTİR BELKİ ?
Çünkü değişmek, eski seni geride bırakmaktır.
Konfor alanından çıkmak ve bazen, ne kadar zor olsa da terk etmektir.
Ve insan, bilmediği huzurdan çok, tanıdığı kederi seçer çoğu zaman.
İşte bu yüzden sabote edersin kendini.
Fırsatlar kapındayken geri çekilirsin.
Mutluluk avuçlarındayken parmaklarını kapatırsın.
Çünkü yeni bir hayat, yeni bir "sen" ister.
Ve sen, hala eski senin oluşturduğu konfor alanına hapis olmuşluktan vazgeçemezsin.
Ve bu esaretin bedelini yine kendine ödetirsin.
YAPMA!
Artık şefkatini kendine gösterme zamanı.
ŞEFKATLE BAK İÇİNDE ENGEL OLANA :
Ama o sabote eden yanın da sensin.
Korkak değil, sadece incinmiş.
Engel değil, sadece hatırlatıcı.
Sana, bir zamanlar kırıldığın yeri hatırlatıyor.
Oraya bir daha düşmemek için seni yavaşlatıyor.
Onu suçlama.
Onu bastırma.
Sadece otur yanına.
Ve de ki: “Artık anlıyorum seni. Ama ben şimdi büyüdüm.”
Çünkü büyümek, korkuyla vedalaşmaktır.
Ve vedalaşmak, yeni cesaretli seni doğurmaktır.
ARTIK YOLUNUN ÜZERİNDEKİ TAŞ SEN DEĞİLSİN :
Sabote etmeyi bırakmak, bir sabah aniden olmaz.
Ama her gün biraz daha kendine yaklaştığında, o ses yavaş yavaş susar.
Ve onun yerini başka bir ses alır:
“Yapabilirsin.”
“İzin ver kendine.”
“Artık gizlenme.”
Kendini sabote etmekten vazgeçtiğin gün, dünya değişmeye başlamaz.
Ama sen değişirsin.
Ve sen değişince, dünya da sessizce yerini oynatır senin için.
Çünkü insan içini kendine özgüvenle açtığında, hayat da bin kapı aralar ona.
VE HATIRLA :
Sen, yoluna taş koyan da olabilirsin, yoluna ışık tutan da.
Bu bir tercih değil , bu bir farkındalık meselesi.
Kendini tanıdıkça, artık sabote eden değil, yol arkadaşı olursun kendine.
Ve işte o zaman, artık kendine engel değil, kendine yoldaş olursun.
Ne büyük bir başarıdır kendini bilerek kendine yoldaş olabilmek.
Kendine inan, güven. Bunu en çok sen hak ediyorsun unutma!