Hiç yaşadınız mı; kalabalığın son safhada olduğu bir caddede, sanki yalnızca siz yürüyormuş gibi adımlamayı?
Ben yaşadım. Öylesine kapılmıştım ki bu anın büyüsüne, kendime geldiğimde yürüdüğüm caddenin trafiğe kapalı olduğunu fark edip Tanrı’ya teşekkür ettiğimi hatırlıyorum.
Yıllarca boş caddelerde bile kalabalık hissiyle yürüdükten sonra, aynı yerden ikinci kez geçtiğimde anlamsız bakışlara maruz kalıp nedenini sorgulayan bir çevrede yaşadıktan sonra… İşte o an, benim için hayatımın zirvesiydi. Derin bir nefesle gökyüzüne baktığımda, teşekkür eşliğinde ciğerlerime dolan havanın özgürlüğü organlarımın her zerresine yayıldı.
Yaşadığım yer, yaşananlar belki çok kötü değildi ama beni köreltmişti. Sokakta yürürken bile dört duvar arasındaymışım gibi hissetmekten yorulmuştum. Oysa özlemişim… Denizin o pis kokusunu bile. Yüzemediğim, griliğinde zaman zaman boğulduğum deniz şimdi bana huzurun en saf hâlini veriyor. Hele gün batımına martıların çığlıkları eşlik ettiğinde… İnanın, büyük bir meditasyon yapmış gibi zihnim sıfırlanıyor.
Şimdilerde daha çok kendimle baş başayım. Ve her zaman olduğu gibi en büyük hedefim yine BEN.
Tüm bu olasılıklar düşündürüyor. Ya huzurun ve dinginliğin tadını böylesine almışken, hazzın doruğuna varıp da mücadeleciliğimden vazgeçersem?
Belki de korkunun sebebi bu…
Çünkü kelimeler hayatımı ifade edebildiğinde, yaşanacak çok fazla şey kalmamış demektir.
🖋️ Bu satırları 2009 yılında yazmıştım.
Bugünden Bakınca
Aradan yıllar geçti… Şimdi dönüp baktığımda, o yazıyı yazarken aslında kendi içimde bir kapının eşiğinde olduğumu görüyorum. O günlerde hissettiğim özgürlük anı, belki de bana ileride hayatımın nasıl şekilleneceğini fısıldamıştı.
Bugün, o eski korkuların büyük kısmının bana ait olmadığını biliyorum. Mücadeleciliğimi kaybetmekten değil, aslında huzurun tadını bilmekten korkuyormuşum. Şimdi anlıyorum ki, huzurla mücadele etmek birbirinin zıddı değil; tam aksine, birbirini tamamlayan iki güç.
Artık “kalabalığın içinde yalnız yürümek” bana sadece bir anı değil, aynı zamanda bir farkındalık hali sunuyor. İçimdeki boş sokaklar kalabalıklardan arınmış; içimdeki kalabalıklar ise dinginleşmiş durumda.
Kendi yolumda yürürken, mücadele de huzur da benimle birlikte yürüyor.
Ve artık biliyorum:
Hayat, bir şeyleri kaybetmekten korkarak değil, hem zoru başarmaya hem de huzurun tadını almaya cesaret ederek yaşanıyor.
👉 Peki ya sen? Kendi içinde huzurla mücadeleyi nasıl dengeliyorsun? Yorum yaparak biraz bahseder misin?
✨ Mücadele ve huzur, iki ayrı yol değil; aynı yolun birbirine dokunan iki yüzüymüş anladım...

